Oruç ve Parkinson


Yazdır


Oruç ve Parkinson
  
Adını Doktor James Parkinson’dan almıştır. Dr. James, bu hastalığı 1817 de ilk defa kendisi teşhis etti. Genellikle yaşlanan insanlarda ve 40 yaşından sonra görülmektedir. 

Çağdaş tıpta Parkinson hastalığının sebepleri bilinmediği gibi tedavisi de yok sanılmaktadır. Fakat her ne kadar tıp dünyası kabul etmese de, oruç yöntemi bu mustarip hastalığa da ışık tutabilmektedir. Çünkü Allah (c.c.) dermanı dertten önce yaratmıştır.  Bu hastalıkta kadın ve erkeklerde kaslara hükmedememe gibi bir durum oluşmaktadır. Ve bu durumda kaslardaki istemli hareketlerde gecikme ve hareketleri gerçekleştirmeye çalışırken titreme meydana gelmektedir. Bu hastalar aktif durumda olsalar yani beyinleri kalkma emrini çoktan vermiş olsa bile oturur bir pozisyonda kalabilmektedirler. 

 Hastalık tipik olarak şöyle tasvir edilebilir: El ayak ve diğer organlarda sallanmalar, kaslarda gereksiz kasılmalar, hareketlerde anormal bir yavaşlık, göz kırpmaksızın bakan gözler ve sıklıkla ağız sulanması... Prof. Dr. M. Shelton’nun tecrübelerinden: Birleşmiş Milletlerle tahmini olarak, 280.000 Parkinson hastası vardır ve her yıl bu hastalara yaklaşık 36.000.000 kişi daha ilave olunmaktadır. Titremeler, sadece Parkinson hastalığı olarak görülmemelidir. Çünkü buna sebep olan pek çok faktör olabilir. Bazen zührevi hastalıklarda, kronik alkolizm, hayal görme, nevrasteninin birçok durumu, zayıflık ve guatr hastalıklarında da titreme görülmektedir.  Genellikle etkileri el ve ayaklarda görülür. 

Parkinson’da titremeler ritmik düzenli ve ısrarlıdır. Uyku haline nazaran uyanıkken daha fazla görülmektedir. Hastalığın yeni başladığı dönemlerde istek halinde kontrol edilebilen hafif titremeler şeklindedir. Fakat ilerleyen dönemlerde hastalık tedricen ağırlaşır ve titremeler kontrol edilemez bir hal alır.  Akılda durgunluk, ağızda salyalaşma görülür, hasta çoğunlukla yürürken destek almak ister, parmaklarda devamlı hareket hali gözlenir: Kas gücünde belirgin bir azalma, hastanın yürüyüşünde değişiklik ve zihninde de hasarlar oluşur. Dil ve çenede titremeler görülebilir. Nadiren konuşma kaybı da gerçekleşir. 

Hastaların bazıları heyecan altında daha kötü durumlara da gelebilirler. Titremeleri büyür, sıçrar hatta düşebilirler.    Titreme başlangıçta hasta için ehemmiyetsiz bir durumdur. Ve hasta çoğunlukla yüksek tansiyon, sindirim güçlüğü, eklem iltihabı rahatsızlığından şüphelenerek doktora gider. Ben şimdiye kadar eklem iltihabından şikayetlenerek organlarında titreme meydana gelen yalnız iki hasta gördüm.  Wilson hastalığı ve Parkinson hastalığı birbirine benzerlik teşkil eder ve onları ayırt etmek oldukça güçtür.

 wilson hastalığında karaciğerde büyüme ve sertleşme vardır. Ve Wilson hastalığına Parkinson hastalığından daha az rastlamaktayız.  Prof. Dr. M. Shelton bu konuda şöyle der: Parkinson hastalığının ana damarların ve istemli kasları kontrol eden temel beyin hücrelerinin sertleşmesi sonucu ortaya çıktığı sanılmaktadır; veya hastalık beyin hücrelerinin vaktinden evvel dejenere olması sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Birkaç örnekte de başta bir zedelenme sonucu ortaya çıktığını gördüm. Çoğunlukla titremeler erkeklerde aşırı miktarda güç kaybetmeleri sonucu görülür. Ekseriyetle erkeklerde altmış yaşında ortaya çıkar ki damarlardaki sertleşme iyice ilerlemiştir. Parkinson hastalığının nedenleri bu durumda dokulardaki bu sertleşme ve kuvvetten düşme gibi algılanabilmektedir.

Para kazanma hırsı, fazla çalışmak, insanın sinirlerini yıpratırcasına ahlaksız yaşam tarzı, vücudun zehirlemesine sebep olan maddelerin alımı, duygusal rahatsızlık, uyku ve dinlenme eksikliği, sinir yorgunluğu gibi... Tüm bunlar ve bir insanı kuvvetten düşürebilecek pek çok şey bu hastalığın sebepleri olabilmektedir.  Mangan vücuda zehir etkisi yapar ve alımı titremelere yol açar. Titremeler bazen de bel kemiğine ait eğrilikten meydana gelebilir. Ve bundan başka beyin iltihabı durumlarında da görülmektedir.

Prof. M. Shelton gerçekleştirdiği tedavileri şöyle anlatıyor:  Yaklaşık olarak 40 yaşındaydı ve Parkinson hastalığına yakalandıktan sonra 6 yıl boyunca Viyana’daki Avrupa’nın en iyi sağlık enstitüsünde ve New York’ta bu hastalık alanında uzmanlaşmış kişiler tarafından tedaviler gördü. Altı yıl boyunca yapılan tüm tedaviler sonunda elde edilen sonuçlarda sadece onun hastalığının daha da kötüye gittiği görüldü. 

Nihayet oruç tedavisi uygulanan hastaneye yatırıldı ve orada oruç tedavisi uygulandı. Zamanla organlarına hâkim olmaya başladığı görüldü. Otuz günden fazla süren bir oruç tedavisi sonunda, onun yemek yemesine izin verildi. Titremeler derhal tekrarlanmaya başladı. Fakat yine de oruçtan önceki kadar kötü değildi. İkinci bir oruç tedavisinde sonucun birincisinden çok daha iyi olduğu görüldü. Diğer bir beslenme sürecinden sonra ona üçüncü bir oruç tedavisi daha verildi. Bundan sonra bir titreme daha görülmedi.

10 yıl sonra onunla tekrar iletişime geçildi ve bunca yıl sonra onda böyle bir rahatsızlık görülmediği tespit edildi. Artık ev işlerini öncekinden çok daha iyi şekilde yapabiliyordu. Bu sağlık enstitüsünde dokuz ay kalmış ve sağlığına kavuşmuştu. Geleneksel tedavi yöntemlerinde, Parkinson hastalığında uygulanan metotlar sonucu iyileşme gerçekleşiyor gibi görünse de sonuçta söz konusu titremeler tamamen geçmemektedir. 

Hastalığın son aşamalarında ise hissedilir hiçbir gelişme söz konusu olmaz. Başka bir örnek Prof. Dr. Shelton “Bir kadın benim tedavim altında 3 aylık bir dönem bulunmuştu. 7 yıldır el ve kollarında şiddetli titremeler yüzünden yazı yazamıyordu. O bir Parkinson hastasıydı. İki haftalık tedaviden sonra, mektup yazabiliyor ve normal bir şekilde kolunu kaldırabiliyordu. Oruç tedavisi bırakıldıktan sonra titremeler tekrarlandı. 

Fakat eskisi kadar aşırı değildi.” İlk oruçtan sonra titremelerin tümünün kesildiği görülmemiştir.  Beslenmeye başlanınca titremeler tekrarlanmaktadır. Fakat eski şiddetini kaybetmektedir. İkinci oruç tedavisinin ardından beslenme gerçekleşince birinci tedaviye nazaran daha az bir titreme görülmüştür. Üçüncü tedaviden sonra genelde titremeler bir daha tekrarlanmaktadır. Fakat bazı durumlarda dördüncü hatta beşinci tedavilere de ihtiyaç duyulabilmektedir.  
 
NOT: Önceki kitapta da uyarı notu yazmıştık, buna aldırmayarak şifa orucunu hafife alanlar oldu. Bir kere gözetim altında oruç tedavisi görenler başka insanları tedavi etmeye kalkıştılar. Ve kötü sonuçlar ortaya çıktı. Eğer hastaysanız kendi doktorunuzun dışında kimseyi dinlemeyin ve önerdiği ilaçlar varsa mutlaka kullanın.  Bu kitap asla şifa orucunu uygulamanıza rehberlik edemez. Bu konuyu iyice araştırmadan ve hastalıklarınıza teşhis koydurmadan asla tecrübesiz birinin gözetiminde oruç tedavisine başlamayın. Kitabın sonunda dünyada oruç tedavi merkezlerinin unvanları verilmiştir. Almanya’da yüzden fazla oruç kliniği vardır. Rusya’da çok sayıda oruç tedavisi merkezleri mevcuttur.  
   



   

geri dön  sayfa başına dön

Şifa Orucu | © 2012 - 2014 Tüm Hakları Saklıdır. www.sifaorucu.net | Yazılım & Teknik Destek & Tasarım: farkistanbul