Suyu iyi tanıyalım:


Yazdır


                                        Suyu iyi tanıyalım: 
Çoğumuz su kenarında, denizde veya şelale yanında kendimizi neden iyi hissettiğimizi anlayamayız. Burada gizli bir sır vardır. Bu sır şudur: Vücudumuzun %75’i sudur, bu su yakınımızdaki suyla manyetik bir bağlantı kurmaktadır. O zaman vücudumuzdaki negatif enerji suların bu gizli manyetik dalgalarının tesiriyle kaybolup, yerine pozitif enerji doluyor. Böyle olduğunda da biz kendimizi neşeli ve hayat dolu hissediyoruz.
    
Vücut yeterli su aldığında, kanın su içeriği 94’e varır, yani kırmızı kan hücreleri renkli hemoglobin içeren “su torbaları”dır. Vücut hücrelerinin yüzde 75’inin sudan oluşması gerekir. Yeterince su içmediği için sıkıntıya giren bir insanın hücreleri hazır enerjiden yoksun kalır. O zaman su yerine, tüketilen besinlerden enerji üretimi yoluna gidilir. Böyle bir durumda, vücut yağ depolatıp protein ve nişasta rezervlerini kullanmaya başlar, çünkü bu öğelerin parçalanması depolanmış yağın parçalanmasından daha kolaydır.
 
İnsanların normal kilosunun üzerinde olma sebeplerinin biri de budur. Vücuttaki susuzluk yüzünden kontrol mekanizmaları hiç durmaksızın çalışır. Kısaca söylemek gerekirse, vücudun besin öğelerini kullanabilmesi için önce suyun hidrolize olup parçalanması gerekir. Bu nedenle katı besinler yemeden önce vücuda yeterli miktarda su vermek zorundayız. Fakat bu gereğinden fazla su içmek anlamına da gelmez, yani önemli olan suyu gerekli olan miktarda ve zamanında içmektir. İçilen suyun çoğu insanın kaale almadığı saf su, yani H2O, (distile su) olması gerekmektedir.

Vücudumuzda böbreklerimiz kadar üzerine ağır görev düşen zarif bir organ yoktur. Gereğinden fazla tuz ve su alırsak böbreklerimiz zorlanmış oluyor demektir. Yani yetişkin bir kişi gün içinde en fazla 3-4 defa idrar boşaltmalıdır, bundan fazlası böbrekleri yorar. Hasta yapar, sulardaki organik olmayan mineraller ve taşlar özelikle tuzla birleşerek böbreklerimizi tahrip eder.

Ayrıca makrobiotik görüşlere göre su “ying” yani negatif bir niteliğe sahiptir, aldığınız fazla tuz vücutta hep su biriktirir, öyle ki bir gram tuz organlarımızda en az 250 gram suyu tutar, ne kadar içerseniz o kadar şişersiniz. Sudaki minerallere ihtiyacımız yok, mineral ve vitaminleri meyveler, sebzeler ve salatlardan yeterince almaktayız. 

Şimdi gelelim gerçek su konusuna. Evet, suda ve toprakta yeterinden fazla mineraller vardır. Aşağıda su şişelerinin üzerinde yazılmış olan kimyasal analiz değerleri verilmiştir.

- Alüminyum-13,97
- Amonyum-0mg/L
- Demir- 25.7
- Mangan- o
- Sülfat- -1,9mg/l
- Sodyum -166mg/l
- pH -6,9pH
- Flüorür - 0,03
- Klorür - 11,3
- Nitrat  - 5,72
- Kalsiyum -   0,9
- Magnezyum - 0,012 

Bunlar doğru, ama ne yazık ki, bu maddelerin hiçbiri organik değildir. Ve kendi elinizle sıktığınız meyve suları dışında hiçbir suda organik madde ve mineral yoktur. Su konusunu dünya çapında araştıran uzmanların tecrübe ve görüşlerini ele alalım:



   

geri dön  sayfa başına dön

Şifa Orucu | © 2012 - 2014 Tüm Hakları Saklıdır. www.sifaorucu.net | Yazılım & Teknik Destek & Tasarım: farkistanbul