Şeker Nedir Ne Değil?


Yazdır


Ünlü İngiliz araştırmacı Doktor Burket’e göre enfarktüse ve kadınlarda meme kanserine sebep olan şeker ve şeker içeren maddelerdir. Napolyon 19. yüzyılda Avrupa’da şeker fabrikasını kuruncaya kadar şeker, dünyada büyük bir önem taşımamıştır. Fransa Kralı XIV. Louis zamanında şeker ilaç gibi tabii halde eczanelerde satılmaktaydı.

Günümüzde durmadan artarak tüm yiyecekleri ve içecekleri kuşatmakta olan şeker isimli bu tatlı düşmanın, 1850’de dünyada yıllık üretimi 1500 ton iken bugün bu miktar 100.000 tona yaklaşmaktadır.

Şeker, vücudumuz tarafından tanınması imkânsız ölü bir maddedir. Yüksek kalori (1 gramında 4 kalori bulunur) içermesine rağmen şekerin, vücuda fayda sağlayacak yararlı besin değeri yoktur. Vücut şekerin öldürücü yan etkilerinden kurtulmak için devamlı olarak kalsiyum stokunu kaybetmektedir. Kalsiyum imhası sonucu tabii ki, dişler çürür, kemikler erir. Bedenin tanıyamadığı bu ölü madde alındıktan 20 dakika sonra tahribatçı mikroplar harekete geçer.

Şeker vücutta sadece kalsiyumu yok etmekle kalmaz, aynı zamanda diğer mikro elementleri de imha eder ki, bunun sonucunda da, hayati önem taşıyan vitamin ve diğer maddelerin organizma tarafından kabul edilmesi imkânsızlaşır. Buradan da vücudun metabolizma düzeni bozulmaya başlar ve sebebi bilinmeyen hastalıklar ortaya çıkar. İşte, şekerin yaptığı hastalıklar ve hastalık belirtileri şunlardır: Migren, romatizma, karaciğer şikâyetleri, yorgunluk, kaşıntı, basur, asabilik, depresyon, unutkanlık vs.

Şeker bedeni zamanından önce yıpratır. Hayatınız boyu çayınıza, kahvenize; ihtiyarın, hastanın ve yeni doğmuş masum bebeklerin biberonuna koyduğunuz şeker adlı katille hayatınızı berbat ettiğinizin farkında bile değilsiniz. Sevdiklerinize şeker içeren “besincikleri” sunmakla onlara gizlice ölümü ikram etmiş olduğunuzu unutmayın.

İsveçli besin uzmanı Are Waerland haklı olarak şekere “halkın bir numaralı düşmanı” diyor. Dr. A Voger ise şekere, “kalsiyum hırsızı” adını vermiştir. Dr. Le Goff, sadece Fransa’da her yıl bir yaşına varmadan ölen 80.000 çocuğun yarısından fazlasının biberona konan şeker yüzünden öldüğünü ispatlamıştır.

Dr. Carton, “Şeker mide ve karaciğer hücrelerini uyararak sindirim sistemini zamansız yıpratır. Vücutta yaptığı asit, artritik bünyelere zemin hazırlar. Demek oluyor ki şeker, kemikleri kemirir ve bedendeki B1 vitaminini yok eder.” diyor. Organik olmayan bu maddeden kurtulmak için vücut tüm B vitamini gurubunu tüketmek zorunda kalıyor ki, neticede sinir hastalıkları, psikolojik ve yarım nefrit hastalıklar ortaya çıkıyor. Uzmanlara göre kronik hastalıkları taşıyanlar, özellikle ülserliler şekeri tamamen bırakmadığı müddetçe iyileşemezler. Bazı kimseler şekerdeki tehlikeyi anladıklarından dolayı kullanmazlar, fakat onlar şekerden daha tehlikeli olan sakarin kullanıyorlar. Gerçek adı “sulfinide de benzoigue” olan sakarin, beyaz şekere oranla 300-500 kat daha tatlıdır. Taş kömürünün katranından elde edilen bu yüzde yüz kimyasal madde vücut için, özellikle kalp ve böbrekler için ciddi bir zehirdir.

Bütün bunlara rağmen şeker vücudumuz için vazgeçilmez bir besindir. Yani vücut şekersiz hiçbir fonksiyonunu yerine getiremez. Fakat vücuda gereken, her gün farkına varmadan kullandığınız tatlı zehir veya ölü besin olarak bilinen beyaz şeker değil, organik şekerdir ki, bu da tabii halde yeterince yaratılmıştır. Balda ve meyvelerde olan şeker, bedenle tam bir uyum sağlar, yenildiğinde hemen kana karışır ve bedene gerekli olan mineral ve vitaminlerle beraber depolanır.

Pankreas on iki parmak bağırsağın altında yerleşir. Alınan gıdalardaki şekeri vücuda gerekli olduğu ölçüde kendisinde toplar. Eğer kişi obursa ve gerektiğinden fazla rafine edilmiş yağ ve şeker tüketiyorsa, onun pankreası olağanüstü bir hızla çalışacaktır ki bu da çok yorucudur. Yorulma sonucu da pankreas bezesinin fonksiyonu azalır ve neticede bu organın bir bölümü insülin üretemez hale gelir. İnsülinin eksikliğinden dolayı fazla alınmış şeker, kana karışır ve vücuda bir zehir gibi tesir eder. Böylece o kişi şeker hastalığına yakalanmış olur.

Doktor Morze - Vaymen - Hey: “Dünyada sindirim sistemini şeker kadar tahrip eden başka bir madde yoktur.” der. Daha çocukluktan itibaren sindirim sistemini berbat etmeye başlayan bu tehlikeli madde, çocuğun dişlerinin çürümesine ve iştahının azalmasına sebep olan önemli bir faktördür.   Şeker pancarından elde edilen şeker ilk zamanlar doğal iken, sürekli yeni metotların geliştirilmesi ile şimdi beyaz şeker, hiç vitamin mineral, enzim ve amino grup asit içermez ve en pancarın önemli kısmı hayvan yemi yapımında kullanılır hale gelmiştir. Bu da kandaki şekerin aniden yükselmesine sebep olur; çünkü vitamin, mineral, enzim ve amino grup asit içermediğinden kana hızlı geçiş olur. Şeker kanda yükselirken bu şekeri hücreye taşıyacak olan insülinin yeterince salgılanmaması nedeniyle zamanla şeker hastalığı ortaya çıkabilir. Bu nedenle tabii şeker kullanılmalıdır.

Beyaz şeker, şeker pancarı ve kamışının rafine edilmesiyle oluşan kristalize bir gıda maddesidir. Sağlığa zararları ise saymakla bitecek gibi değildir. Sırf glikozdan meydana gelir. Vitamin, mineral ve protein bulundurmadığı için hiç tüketilmemesi tavsiye ediliyor. İştah kesici olan şeker, vitamin ve proteinin diğer besinlerden yeterince alınmasını önler ve dişleri çürüterek bünyeye zarar verir.

Şeker ölü bir besindir. Enerjisi yüksektir; fakat vitamin ve madensel tuzlardan yoksundur. Çünkü pancardan çıkan tatlı özsu; önce kireçle, sonra da karbonik asitle işlemden geçer. Bundan dolayı içindeki değerli mineraller sıfırlanır. Şeker, birçok işlemden geçtikten sonra kimyasal maddelerle ağartılarak rafine edilir. Bazı besin uzmanları ile hekimler şekeri “halkın bir numaralı düşmanı ve kalsiyum hırsızı” olarak adlandırıyor.

Asit oluşturma ve besin çalma özellikleri bakımından en tehlikeli besin rafine beyaz şekerdir. Rafine beyaz şeker, kanı, yeryüzündeki diğer bütün besinlerden daha hızlı ve daha şiddetli bir biçimde asitleştirir, fakat bu kategorinin lideri, tatlı, şekerli, gazlı, “asit bombası”, “meşrubat”lardır. 350 ml’lik cola, pepsi veya benzeri meşrubatlar, kana direkt olarak 9 çay kaşığı rafine beyaz şekere eşit miktarda şeker karıştırırlar ve kanı, eğer vücut çok çabuk bir acil durum tepkisi göstermezse dakikalar içinde ölebileceğiniz kadar yüksek hızla asitleştirirler.              

Kanda, bir bardak tatlı, gazlı colanın sebep olduğu ciddi ve ani asit artışını dengeleyip, aniden düşüp ölmemek için, çok çabuk olarak 32 bardak alkalik su içmek zorundasınız. Elbette hiç kimse, içtiği her bir bardak coladan sonra 32 bardak su içmediği için, vücut kan zehirlenmesinden kaynaklanacak bir ölümü engellemek ve kandaki aşırı asidi dengeleyip süratle alkalik dengeyi kurmak üzere kemiklerden ve dişlerden büyük miktarda kalsiyum çekerek kana pompalar.

Kalsiyum, vücudun en güçlü alkalik yapma ajanıdır ve herhangi bir arınma sürecindeki en gerekli elementlerden biridir. Arınma programı sırasında eğer meşrubat veya diğer rafine şekerli ürünlerden tüketirseniz, kanınızı ve dokularınızı alkalik yapmanız gerekirken, aksine olarak asitleştirmekle kalmayıp sürekli asit akınıyla savaşmak için vücudun, dişlerden ve kemiklerden hayati kalsiyum rezervlerini çekmesine de sebep olursunuz. Özellikle, insanların her gün, çoğu gazlı meşrubat formunda, ortalama 53 çay kaşığı rafine şeker tükettiği dünyada da, kandaki asidoza karşı bu savunma tepkisi, osteoporozun ana sebebi haline gelmiştir.

ŞEKER, TATLI DÜŞMAN:

Yakın bir geçmişe kadar şeker insanın besininde büyük bir yer almazdı. Her gün yediğimiz şeker ilkin Asya'da yapılmış ve Avrupa'ya Haçlı seferlerinden dönen askerler tarafından getirilmiştir. O çağda ancak çok zenginler şeker alabiliyordu. Şeker kamışına gelince, bu maddeyi Avrupa'ya '1493'te Kristof Kolomb getirmiştir. Napoleon 19. yüzyılda, Avrupa'da şeker fabrikaları kuruncaya kadar şeker; büyük bir önem taşımamıştır.' Fransa kralı XiV. Louis za· manında şeker çok az ini'ktarlarda eczanelerde satılırmış.

1850'de dünyanın yıllık şeker üretimi 1,5 milyon ton iken, bugün bu miktar 70 milyon tonun üstüne çıkmış bulunmakta, ,üstelik her yıl artnhya devam etmektedir

Şeker ölü bir besindir. Kalorisi yüksektir ama, vitaminierden ve madensel tuzlardan yoksundur. 1 gram şekerde 4 kalori bulunur. Beden için bir yakıt sayılmasına karşın, şekerin yaptıpı tahribat bedeni zamanından önce yıpratır. Neden? Pancardan çıkan tatlı özsu önce kireçle, $onra karbonik asitle işlem görür. Bu yüzden içindeki değerli mineraller yansızlaşır. ,Şeker sağlığa aykırı daha birçok işlem gördükten sonra, kimyasal maddelerle. ağartılarak rafine edilir.            

Her gün çayımıza, 'kahvemize, yeni doğmuş çocuğun biberonuna, ihtiyarın, Hastanın kompostosına koyduğumuz şekere isveçli 'besin uzmanı Are Waerland, halkın bir numaralı düşmanııt diyor. Dr. A. Vogel ise şekere, «Kalsiyum hırsızı» adını yakıştırıyor. Dr. Le Goff, Fransa'da her yıl bir yaşına varmadan ölen 80.000 çocuğun yarısından fazlasının biberonuna konan şeker yüzünden öldüğünü ileri sürüyor. Şekerin dişleri çürüttüğünü herkes bilir. Özellikle de: süt dişlerini dökmemiş çocukların dişlerine zararlıdır.

Dr. Carton, Şeker mide ve 'karaciaer hücrelerini uyararak sindirim aygıtını zamansız yıpratır. Bedende yarattığı asit; artritik bünyelere zemin hazırlar. Şeker kemiklerin kirecinf kemirr, bedendeki B1 vitaminini yok eder» diyor. Londra Üniversitesi besin uzmanlarından John Judkin de verdtği bir demeçte şekerin 200 yıl öncesine oranla' 25 kat daha fazla yendiğini, bunun ise damar sertliğine yol açtışını bildiriyor. Yakın zamana kadar damar sertliğinin ve enfarktüsün yenilen donmuş yalardan iLeri geidiği sanılıyordu. Oysa bugün bu iki hastalıaın bol şeker ve rafine edilmiş nişastalı madde yemekten ileri geldiği anlaşılmış bulunuyor.

Şekerin yarattığı hastalıklar ve hastalık belirtileri şunlardır: Migren, romatizma, karaciğier şikâyetleri, yorgunluk, kaşıntı, basur, asabiyet, sinirsel depresyon ya da çöküntü, uykusuzluk, çarpıntı, nefes darlığı, duodenum ülseri v.b.

Birçok tıp ve besin uzmanına göre, şeker yedikçe kronik hastalıklar, mide ülseri v.b. iyileşmez. Yine aynı uzmanlara göre şeker büyük olasılıkla bilinmeyen daha birçok hastalıöın nedenidir.

Aşırı şeker yemek bir mumu iki ucundan birden yakmaya benzer. Şekerli madde yendikçe metabolizmanın B grubu vitaminiere gereksinimi artar.

Sakarine gelince: Gerçek adı sulfinlde de benzolque olan bu madde, beyaz şekere oranla 300·500 kat daha tatlıdır. Taşkömürünün katranından elde edilen bu kimyasal madde böbrekler için bir zehirdir.


   

geri dön  sayfa başına dön

Şifa Orucu | © 2012 - 2014 Tüm Hakları Saklıdır. www.sifaorucu.net | Yazılım & Teknik Destek & Tasarım: farkistanbul