Her Kan Grubuna Değişik Diyet?


Yazdır


DR. Joel Furman

Her Kan Grubuna Değişik Diyet?

Peter D'adamo'nun yazdığı bir başka popüler kitap olan “Eat Right for Your Type,” “dört değişik kan grubuna göre dört değişik yeme şekli” önermektedir. Bu kitaba göre:

1. O Grubu kana sahip insanlar (Avcılar), çok fazla et yemek üzere tasarlanmışlardır ve buğday ve fasulyegiller yiyerek kendilerine zarar verebilirler. Ona göre, "yapışkan lektinler ensülin metabolizmanızı engelleyerek kalorilerin enerji olarak etkili bir şekilde kullanılmasına engel olurlar. Belli fasulye ve baklagiller, özellikle de mercimek ve kuru fasulye, kas dokularında depolanan ve onları daha a1kalinli ve fiziksel aktiviteye daha az yatkın hale getiren lektinler içerirler. O grubu insanların düşük tiroit fonksiyonuna eğilimleri vardır."

2. A grubu kana sahip insanlar (Çiftçiler), biyolojik olarak kalp hastalığı, kanser ve diyabete yatkın olduklarından vejetaryen diyeti uygulamalıdırlar. D'adamo ilginç bir şekilde, bitkisel yağı bu kan grubunda kilo vermeyi kolaylaştıracak bir yiyecek olarak listelemiştir.

3. B Grubu kana sahip kişiler (Göçebeler) için, farklı çeşitler ve ekstra süt ürünleri içeren diyetler uygundur. Kalp hastalığı ve kansere dirençlidirler, ama multipl skleroz ve lupus gibi bağışıklık sistemi bozukluklarına yatkındırlar. D'adamo'ya göre, et ve karaciğer, bu gruptaki insanların kilo vermesini kolaylaştırır. D'adamo ayrıca, B grubu kana sahip Kafkasyalı ve Afrikalı bireylere haftada 170-280 gram peynir tüketmelerini tavsiye eder.

4. AB Grubu kana sahip kişiler karışık bir diyete, tavuk hariç biraz ete ihtiyaç duyarlar. D'adamo'ya göre: "Her ne kadar genetik olarak et tüketimi için programlanmış olsanız da, onları etkin bir şekilde metabolize etmek için yeterli mide asidiniz yoktur ve yediğiniz etler yağ olarak depolanma eğilimindedir. "

Bilimsel literatürde genetiğin ve hatta kan gruplarının kişiyi kalp krizi ve kanser gibi belli hastalıklara yatkın hale getirdiğine dair bazı bulgular olduğunu bildiğimden dolayı, D'adamo'ya adil davranmak için kendimi zorladım; ama iddiaları o kadar gülünç ki, destekleyici dokümanlar ya da bilimsel araştırmalar olmaksızın nasıl böylesi akıl dışı iddialarda buldurtabildiğine şaşmaktan başka bir seçenek kalmadı bana. Üstelik kitabında bahsedilen referansları incelediğimde, son 30 yılda bilim adamlarının bu konuda yaptığı yüzlerce araştırmanın atlandığını gördüm. Kan tipi ve hastalıklar arasındaki ilişkiyi rapor eden önemli araştırmaların hiçbiri sürpriz bir şekilde referans listesinde yoktu. .

D'adamo, iddialarını destekleyen bilimsel referansları vermediğinden, son otuz yılda bilimsel literatürde; kan tipleri ve çeşitli hastalıklar arasındaki ilişki konusunda ve ayrıca lektinler hakkında yazılmış bütün makaleleri Medline'da araştırdım. D'adamo'nun iddialarını destekleyecek bilimsel bulgular olup olmadığını anlamak için 200lden fazla bilimsel makale okudum. Sanırım, hiçbir okuyucu onun tuhaf fikirlerini değerlendirmeden önce bu kadar araştırma yapmaz.

Bulduklarıma göre, bilimsel literatür koroner kalp hastalığı riskinin A tipi kanda biraz fazla, B ve AB gruplarında ortalama seviyede olduğunu ve O grubunda erken kardiyak ölüm riskinin biraz daha az olduğunu desteklemektedir.4\ Bir araştırma, ölümcül kardiyak vakalar konusunda AB grubunun en yüksek riski taşıdığını göstermiştir; yirmi dört İngiliz şehrindeki 7,662 erkeği inceleyen bir başka kapsamlı araştırmada ise, A grubu kana sahip kişilerde iskemik kalp hastalığı riskinin biraz daha yüksek olduğu görülmüştür.42 O Grubu kana sahip olan kalp hastalarının yüzdesi de oldukça büyüktü ve O grubu kana sahip kişilerin en çok bulunduğu birçok şehirde, en yüksek sayıda kalp hastalığı görülmekteydi.

Bir başka araştırmada koroner bypass ameliyatı geçiren 191 hasta incelenmiş ve bypass olan O grubu kana sahip hastaların oranının oldukça fazla olduğu görülmüştür.43 Bu araştırmacıların vardığı sonuca göre, koroner arter hastalığının gelişiminde, kan grubuyla ilgili faktörlerin etkisi çok önemsizdir. O Grubu kişilerin, hayvansal ürünler, doymuş yağ ve kolesterol açısından zengin bir diyetin yaratacağı hasarlara karşı bağışıklığa sahip olmadıkları açıktır.

Amerikalıların yüzde 95'inden fazlası aterosklerotik kalp hastalığı ya da kanser geliştirmektedir, sadece A grubu kana sahip kişiler değil. Hepimiz diyetimizdeki besin eksikliğinden dolayı hastalanmaya eğilimliyiz. O Grubu kana sahip kişilerin belli kanserlere ve koroner trombozis'e karşı bir parça daha dirençli oldukları gerçeğine rağmen, uzun ve sağlıklı bir ömür geçirmek istiyorlarsa, bu kişiler de daha az hayvansal gıda ve daha çok sebze ve meyve yemelidirler. Hangi kan grubundaki kişiler için olursa olsun, hayvansal ürün tüketimini teşvik etmek, o kişilerin uzun vadedeki sağlıkları açısından zararlıdır.

Eğer Amerikan diyetini uygularsak, kan grubumuza bakılmaksızın hepimiz ateroskleroza yakalanacak ve onun yüzünden öleceğiz. Ayrıca, D'adamo'nun O ve B grubu kana sahip kişiler için önerdiği diyetleri uygularsanız kardiyak nedenlerle erken ölüm riskiniz daha da fazla olabilir.

Kalp hastalığı ve birtakım belli hastalıklarda, genetik faktörler aramızdan bazılarını daha fazla risk altına sokmaktadır. Kalp hastalığı ve ateroskleroz genetik olarak heterojendir. Bunun anlamı riskinizi etkileyen pek çok gen olduğudur. Kan grubu, ilgili birçok genetik işaretten sadece biridir ve insanlardaki genetik yatkınlığın çok küçük bir yüzdesini temsil eder. Daha yüksek riske karşı hafif bir eğilim gösteren kan grupları, genetiğin riski belirlemede bir rolü olduğu konusundaki yaygın görüşle tutarlıdır. Öm~ğin, HDL kolesterol seviyesi üzerindeki genetik etki, kan grubundan bağımsız olarak uzun ömür üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.44

Bütün genetik risk faktörlerini birlikte düşündüğümüzde, ateroskleroz üzerindeki çevresel etkilerin genetik etkilerden daha güçlü olduğu sonucuna varılmalıdır. Bütün genetik etkileri birleştirip, kişilerdeki kalp hastalığı ve kanser riskini sadece kan grubu ile olduğundan daha doğru bir şekilde bilebilseydik bile, çevresel faktörlerin daha önemli olduğunu bulurduk yine de. Kolesterol seviyesi, vücut ağırlığı, sigara içimi, fiziksel aktivite, yiyecek seçimleri ve tansiyonun hastalık riski üzerinde, kan grubuna kıyasla daha güçlü bir etkiye sahip oldukları gösterilmiştir

D'adamotnun kitabı, kan grupları ile ilgili bazı ilginç ve gerçek bilgileri aslında hiçbir temeli olmayan akıl dışı iddialarla harmanlamaktadır. Bunların çoğu kesinlikle yanlıştır.

İnsan fizyolojisini iyi anlamadığını gösteren birçok yanlış ve bilimsel olmayan iddiada bulunmaktadır. Bitkisel yağ gibi şişmanlatıcı, bol kalorili yiyecekler, A grubu kana sahip kişilerce tüketildiğinde kilo kaybına yardımcı olur mu? Bu kişiler, diğer kan gruplarına sahip kişilerin uyduğu ilk termodinamik kanununa uymamakta mıdırlar? Dıadamo'nun dediği gibi, onu sindirrnek için yeteri kadar asit salgılamadığımızda et kilo alınmasına mı neden olur? Bu iddiaların çoğu, insan fizyolo'Ojisi konusda kabul edilmiş olan kavramlara aykırıdır; ayrıca D'adamo destekleyici kanıt sunmadan vahşi teoriler atmaktadır ortaya. Örneğin, mide tarafından salgılanan asit miktarı kan grubuna mı bağlıdır? Bu bilimselolarak araştırılmış mıdır? Bunu kanıtlayan hiçbir araştırma sunulmamaktadır.

Dıadamo'nun biraz temel fizyoloji çalışması gerekiyor; çünkü asitler zaten proteini sindirmez. Proteini pepsinler sindirir.

Midenin mukoz zarla kaplı iç yüzeyindeki bezler, inaktif bir protein olan pepsinojeni içerir. Gastrin ve sekretin hormonları, pepsinojenin mideye salınımını tetikler. Burada hidroklorik asitle karışan pepsinojen, aktif enzimi olan pepsine dönüşür. Asit sadece, ideal pH'ı (2–4 arası) yaratarak pepsinojeni harekete geçirir ve onu aktif formu olan pepsine dönüştürür. D'adamo'nun iddia ettiği gibi, belli kan gruplan daha az ya da daha çok asit salgılayabilseydi, bunun hayvansal proteini sindirme yeteneği üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktı. Yaşlılar hariç, midedeki asit seviyesinin düşük olması çok az görülen bir durumdur. Kişilerin, pepsinojeni pepsine dönüştürmek için mide pH seviyesini düşürmek üzere yeterli asit salgılayamamalan neredeyse hiç duyulmamış bir durumdur. Yeterince mide asidine sahip olmadığı konusunda endişelenen bir kişi gastrin serumu alabilir; bu, hipoklorhidria ya da mide asidinin az olup olmadığı konusunda güvenilir bir teşhis yöntemidir.48

D'adamo'nun iddiasının aksine, gastrit asit alınımının az olduğu AB grubu kana sahip olmak bile et yemeyi daha şişmanlatıcı hale getirmezdi. Tamamen sindirilmemiş proteinler aşağı inecek ve bağırsaklardaki bakterilerce parçalanacaktır. Bu, amino asitlerin emilimini azaltarak kalori ve kilo kaybına yardımcı olur, kiloalımına değiL.

O grubu kana sahip kişilerde, D'adamo'nun iddia ettiği gibi, iyodin üretimi yeterli olmadığından dolayı tiroid fonksiyonunun az olması eğilimi mi görülmektedir? Birincisi, iyodin dahil hiçbir mineral vücudumuzda üretilmez. Diğer mineraller gibi iyodin de yediğimiz yiyeceklerden emilir. Eğer bu hata yeterince kötü değilse bir de şunu bilin: O grubu kana sahip olanlarda tiroid fonksiyonlarının az olma eğilimi gösterdiği iddiasıyla ilgili olarak bulabildiğim tek tıbbi çalışma, bunun tam tersini söylemekteydi. O grubu kana sahip kişilerde aşırı tiroid fonksiyonunun daha sık görüldüğü, düşük tiroid fonksiyonunun ise A grubu kana sahip kişilerde daha sık görüldüğü bulunmuştur.49 Ayrıca, D'adamo tuz ve karaciğer gibi yiyeceklerin kan grubu O olan kişilerde kilo kaybına yardımcı olduğunu söylemektedir. Bunda ciddi midir?

Onun hatalarını ve eksikliklerini anlatmaya sayfalarca devam edebiliriz; ama asıl konu, söz konusu kitabın ciddiye alınamayacak kadar yanlış olduğudur. Bazı kan grupları ve genetik risk arasındaki gerçek ilişkiye rağmen, hepimizin mümkün olduğunca besinler ve fotokimyasallar açısından güçlü bir diyet uygulayarak kalp krizi ve kanser riskini en aza indirmemiz gerekmektedir. D'adamo'nun beslenme tavsiyeleri kesinlikle bilime dayanmamaktadır.


   

geri dön  sayfa başına dön

Şifa Orucu | © 2012 - 2014 Tüm Hakları Saklıdır. www.sifaorucu.net | Yazılım & Teknik Destek & Tasarım: farkistanbul