Sülük Tarihi ve Genel Bilgiler



Yazdır


Sülükler halkalı solucan türündendir. Canlıların kanını emerek yaşamını sürdüren dış parazit (ektoparazit) olarak tanımlanırlar. Bilinen 650 çeşit sülük türü vardır. Fakat tıbbî uygulamalarda kullanılan Tıbbî Sülük “Hirudo medicinalis”tir.

Tıbbî sülüğün ağız yapısında üç çenesi, yutağın etrafında tükürük bezleri mevcuttur. Tükürük bezleri, besin olarak alınan kanın pıhtılaşmasını önleyen hirudin salgısı ihtiva eder. Keskin çenelerinin yardımıyla derinin 1,5 mm derinliği boyunca ısırabilirler. Kesikleri mercedes işareti şeklindedir.  Emdiği kan hacmi yaklaşık 5-15ml’dir. Isırdığı yerden ayrıldıktan sonra bölgede (yaklaşık olarak 3-24 saat) kanama olabilir. Bir tedavi seansında çoğunlukla bireylere 5 ile 12 adet tıbbî sülük uygulamaktadırlar.

(Resim: Kleopatra'dan günümüze kadar Sülük, resimde olduğu gibi sülüğün vücuttan aldığı kan ile yüzde güzellik maskesi olarak kullanılmış ve kullanılmaktadır.)

Latince’de “sülükle tedavi” anlamına gelen Hirudoterapi, M.Ö. 15. yüzyılda Babil yazılı kayıtlarına kadar uzanan kadim bir tedavi yöntemidir. Yine antik dönem Mısır ve Hint tıbbı kayıtlarında da bu tedaviyi görmekteyiz. Sülüklerin medikal alandaki ilk kliniği, yaklaşık 2500 yıl önce kurulmuştur. İbn-i Sina da sülüğü bir tedavi aracı olarak kullanmış, öğrencilerine bu konuda eğitim vermiştir. Zamanla Avrupa’da da yaygınlaşmış olan Hirudoterapi, bir dönem kilisenin “kan aldırmayı günah saymasıyla” yasaklanmış ancak Rönesansla birlikte tekrar yükselişe geçmiştir. Şu anda başta Almanya, Fransa, İngiltere olmak üzere tüm Avrupa’da ve Rusya’da hekimler tarafından kullanılmaktadır.

Hirudoterapi özellikle, 18. yüzyılın sonuna doğru ve 19. yüzyılın yarısına doğru yaygın olarak uygulanmıştır. Ancak o zaman doktorlar sülüklerin tıpta kullanılmalarına çok önem vermişlerdir. Doktorlar birçok hastalıklarda sülükleri kullanmış ve 200 hastalığı iyileştirmişlerdir. Bugün tıbbî sülüklerle yapılan tedaviye ilginin artması, bu tedavi şekline güveni ve doğal tedaviye dönüşü göstermektedir. Hirudoterapi’ye övgü değildir, sadece insan sağlığı yönünde tedbirli ve mantıklı bir davranışın işaretidir.

Hirudoterapi’nin tedavi edici etkisi çeşitli etkiler gösterir. Organların işleyiş biçimi, Refleks sistemi ve biyolojik etkileri. Sülükleri genellikle hastanın derisinde refleks hareketi meydana getiren noktalara uygulanır. Sülükler ısırdığı noktadaki mekanizmayı harekete geçirir ve kan akışının sağlanmasında oldukça başarılıdır. İkinci olarak, daha sonra sülüğün ısırdığı bölgede bir süre kan akışı meydana gelir. Ve üçüncü olarak kan emilirken, içinde 100’den fazla enzimin bulunduğu salyasını yumuşak bir hareketle insan vücuduna salgılar, vücudun içinde birikip atılamayan sıvıları çeker, insan organizmasını düzenler. Mikro cerrahide ve plastik cerrahide tedavi edilecek bölgede küçük bir ısırıkla işe koyulan bu küçük omurgasız hayvan, kanı emerken salgıladığı enzimler sayesinde vücudun kan dolaşımını sağlar.

Sülüklerin medikal alandaki ilk kliniği yaklaşık 2500 yıl önce kurulmuştur. Mikro cerrahide ve plastik cerrahide Tedavi edilecek bölgede küçük bir ısırıkla işe koyulan bu küçük omurgasız hayvan kanı emerken salgıladığı enzimler sayesinde vücudun kan dolaşımını sağlar. Mikro cerrahide ve plastik cerrahide kullanımı yaygınlaşan bu hayvanlar özellikle mikro cerrahi uzmanlarınca "MADEN" olarak tasvir edilirler. 

Sülük tedavisi günümüzde birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Sülüklerin Tedavi edici özellikleri kan emilirken vücuda verilen salgıda gizlidir. Bu salgı, 105 çeşit olduğun kaynaklarda ifade edilmiş biyoaktif madde vardır.

Şabî’den yapılan Rivayete göre, Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurmuştur: “İlaçların en güzeli, sülük ve hacamattır.” denilerek, söz konusu hadise atıfta bulunulmuştur.


   

geri dön  sayfa başına dön

Şifa Orucu | © 2012 - 2014 Tüm Hakları Saklıdır. www.sifaorucu.net | Yazılım & Teknik Destek & Tasarım: farkistanbul