Oruç ve Soğuk Algınlığı

Hastalıklar ve Tedavilerine yönelik yazılmış bu makalelerin tamamı "Şifa Orucu ve Hastalıklar / Şifa Orucu Bıçaksız Ameliyattır" adlı kitapta yer almaktadır. Bu alana bir kısmı alıntılanmıştır.


Yazdır


Milyonlarca doları nezle virüsünü ve onun nasıl yayıldığını tespit etmeye harcanmıştır. Bütün çabalar karışıklığı engellemekten uzaktır. Aşılar ve birçok masraflarla insanlar iyileşebilmek için uğraşı vermektedirler.

Bakteri ya da virüslerin bedenimize girebilmesi, sanıldığı gibi, bu tür uyarıcıların varlığından değil, daha çok bizim bedenimizin onları içeri almaya hazır olmasından kaynaklanır. Tıp âleminde bu durum “zayıf bağışıklık” olarak adlandırılmaktadır. Gerçekten de böyle midir? 20 Aralık 1962’de Prof. Dr. Walter C. Alvares şöyle bir açıklamada bulundu: “Salisburu laboratuarında yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen bilgilere göre soğuk algınlığının soğukla bir ilgisi yoktur.” Alvarez, “kışın soğukta iliklerinize kadar donmaktan bile korkmayın” diyordu. Alvarez bunun sadece bulaşıcı olduğunu söylüyordu. Ve o ancak hasta bir insanla kapalı bir taksi veya odada bulunulursa aynı havayı solumaktan hastalanılabileceğini ifade ediyordu.

O bir deney yaptı ve deneyinde bir atlet kullandı. Bu şahıs hem bir yüzücü hem de jimnastik öğreticisiydi. O her sabah soğuk bir banyo aldıktan sonra 3 veya 4 mil koşardı.

Fakat Alvarez’in seçmiş olduğu bu atlet, sıkça soğuk algınlığına yakalanırdı. Alvarez hatasını anladı. Ona soğuk algınlığına yakalanmamak için temel ürünleri bolca yemek gerektiğini söyledi. O kabul etse de etmese de bolca beslenmek, aşırı yemek soğuk algınlığını önlemeyecektir. Kişinin bünyesi zayıf düşerse ve biriken toksinlerden zehirlenirse, soğuk algınlığına yakalanır. Evet, bünye soğuk algınlığı ile toksin birikimine isyan ettiği bir durumda karşılaşır. Çünkü bünye bir yol bulup toksinleri dışarıya atmaya çalışacaktır.

Doktor Alvarez soğuk algınlığına karşı bir ilaç buldu. Fakat bu ilacın hastalar üzerinde kabızlık, sinir bozukluğu gibi etkileri oldu. Üstelik soğuk algınlığının asıl sebeplerini de yok etmiyordu. Sadece rahatsızlık semptomlarını ortadan kaldırdı. Pekâlâ, soğuk algınlığının ilk semptomu ile karşılaştığımızda ne yapmalıyız? Burada tek çare bütün yiyeceklerin bir an evvel kesilmesindedir ki, zaten hastalık ortamında iştah otomatik olarak durur. Böyle bir durumda bol su içmek yerine sadece arzu edildiğinde su alınmalıdır. Ve açlık tedavisi 24 saatten ve ya üç günden az olmamalıdır. Semptomun şiddetine göre üç veya dört gün uygulanabilir. Tabii ki, bu arada doktorunuzla görüşmeniz o hastalığınızı daha kolay atlatmakta size yardımcı olur.

Oruca tam başlanmasa da birkaç gün kahvaltıda portakal veya greyfurt gibi hafif yiyecekler yenilmelidir. Şeker alınmamalıdır. Öğle yemeğinde salata ve akşam yemeğinde taze meyve alınmalıdır. Tüm semptomlar gidene kadar seyrek yenmelidir. Oruç tedavisinde hasta için en iyi yer yataktır. Hasta sıcak ve rahat tutulmalı, gece ve gündüz teneffüs edebileceği temiz hava alabilmelidir. Günlük ılık banyo tavsiye edilebilir. Fakat uzunca bir banyo almamalıdır.

Eğer dikkat edilmezse bu hastalık kişiyi zatürreye götürebilir. Günlük yaşantıda devam eden bir soğuk algınlığı, toksinlerden temizlenmeden sürekli beslenmek ve semptomları ilaçlarla önlemeye çalışmak ölümle sonuçlanabilir.

Aslında “şifa orucu” veya herhangi bir tedavi yöntemi soğuk algınlığının bir tedavisi olamaz. Bir kimse ağır yiyecekler yer, ağır içecekler içer, az uyur, çok çalışır ve soğukta kalırsa elbette soğuk algınlığına yakalanacaktır. Bahsettiğimiz “şifa orucu” ise kişinin vücudundaki zehirlerden temizlenmesine ve kuvvet kazanıp direncinin yerine gelmesine yardımcı olmaktadır.


   

geri dön  sayfa başına dön

Şifa Orucu | © 2012 - 2014 Tüm Hakları Saklıdır. www.sifaorucu.net | Yazılım & Teknik Destek & Tasarım: farkistanbul