Oruç ve Yüksek Tansiyon

Hastalıklar ve Tedavilerine yönelik yazılmış bu makalelerin tamamı "Şifa Orucu ve Hastalıklar / Şifa Orucu Bıçaksız Ameliyattır" adlı kitapta yer almaktadır. Bu alana bir kısmı alıntılanmıştır.


Yazdır


Oruç kan basıncını yenilemekte en güçlü etkiye sahiptir. Mide ve bağırsakların boş olması durumunda kanın vücutta dolaşması engellenmez ve kan hücreleri yenilenir. 

Bir tecrübeli uzmanın gözetimi altında tutulan oruç hemen hemen ilk günden tansiyonun yükselmesine ve düşmesine sebep olan amilleri ortadan kaldırır. 10, 15 günlük oruç en eski tansiyonda bile iyileşme sağlamaktadır. Bazen orucun sonunda yüksek tansiyon normalin altına düşebilir ki, bundan dolayı paniklemeye gerek yoktur, çünkü yemek yemeye başlayınca tansiyon normale dönecektir. Ancak oruç kürü belli aralıklarla tekrarlanmalıdır.

Oruç aynı zamanda düşük tansiyona da çok iyi gelmektedir. Doğ-rudur, orucun başında düşük tansiyon biraz daha düşse de sonraki dönemlerde öncekinden daha üstün seviyelerde seyredecektir. Oruç tedavisinin hem düşük ve hem de yüksek tansiyona iyi gelmesi ne kadar garip görünse de bu böyledir.

Dünyada bu konu üzerinde hayli deneyime sahip ünlü oruç uzmanı M. Shelton şöyle yazıyor: 
Yüksek kan basıncı damar sertliğinin ve kalp hastalıklarının bir sebebi olduğu düşünülmekle beraber, halk arasında yüksek tansiyon olarak bilinmektedir. Damarların daralması ile birlikte kan basıncı artar.

Damarlardaki kan basıncını anlayabilmeniz için bir hortum içinden akan suyu düşünün. Hortum içindeki suyun akışı hortum sıkıştırılarak engellenirse hortumdaki basınç artacaktır. Aynı şey damarlarda da meydana gelir bu da yüksek tansiyonu oluşturur.

Aort vücuttaki en geniş damardır. Bir ağacın gövdesi gibi düşünülebilir. Ana damar kollara ayrılır ve bu damar da diğer kollara… Tıpkı ağacın dalları gibi. Bu dallanma olması gerektiği kadar küçülerek devam eder. 

Damara ait bu daralma ve sıkılma sonucunda buralarda kan basıncı oluşur. Yaşlıların hastalığı olarak bilinen hipertansiyon sıklıkla genç kimselerde de ve hatta bebeklerde bile görülebilir.

Bugün tahminen milyonlarca kişi bu hastalıktan mustariptir. Aslında yüksek kan basıncı beraberinde birçok hastalığı getirmekte ve onlara yataklık etmektedir. Yeterli yükseklikte olmayan örneklerin çoğunluğunda da kan basıncı ilerleyen yaşlarda artışa geçmektedir. Elbette bu da ihmale gelmemesi gereken bir durumdur. 

Aşırı yemek, kahve, çay, sigara, alkol bilinen sebeplerdendir. Şüphesiz en başlıca sebep tuzdur. Yüksek tansiyonun kalp hastalığının sebebi olduğu bilinmektedir. Böbreklerden bırakılan adrenalin, tiroit ve hipofiz bezlerinden bırakılan salgılar yüksek tansiyonun sebeplerindendir. Tansiyonu ilaçla düşürmek geçici bir iyileşmesağlasa da sistem bozukluğunun sebeplerini ortadan kaldırmaz.

Bilinen tedavi direk sinir sistemi üzerinde uygulanır. Ameliyatlarla tiroit bezleri alınır. Bu yaklaşım hastalık sebebi olan vücut organlarının alınmasıdır. Hiper tansiyon asla hayvanlarda görülen bir rahatsızlık değildir.

Hastaya ilaçlar verilmekle damarlardaki kan basıncı düşürülerek hasta rahatlatılabilmektedir. Fakat hasta hemen her zaman bu ilaçları almak zorundadır ki, bu da tansiyondan kurtulma anlamına gelmez.

Aslında birçok vakada ilaçların alınması kan basıncının artışına sebep olmaktadır. İlaçların ciddi yan etkileri vardır.

İyileşme çok yönlü çabaları gerektirir. Örneğin hastanın tuz yemesine veya tütün bağımlısı olmasına izin verilirse, iyileşme gerçekleşmeyecektir. Uzun süre başarıyı yakalayabilmek için zararlı her elementi kaldırmak zorundayız.

Oruç tedavisi sonunda göze çarpan tansiyon düşüşünün en önemli sebebi dinlenmedir. Bu birkaç gün içindeki düşüş hastayı şaşkına çevirebilecektir. 


   

geri dön  sayfa başına dön

Şifa Orucu | © 2012 - 2014 Tüm Hakları Saklıdır. www.sifaorucu.net | Yazılım & Teknik Destek & Tasarım: farkistanbul